Sadettin Tantan
1 Ocak 1941'de Sapanca'da doğdu. Ailenin tek çocuğu olan Tantan, Polis Enstitisü ve Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdikten sonra Bursa İş İdaresi Enstitüsü'nde master yaptı.

1966'da komiser yardımcısı olarak göreve başladığı emniyet teşkilatında, Giresun ve Tekirdağ İl Emniyet Müdürlükleri'nin yanı sıra Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu İstanbul Bölge Başkanlığı da yaptı.

1994'de Fatih Belediye Başkanı olarak ANAP'tan siyasete adım attı. Ayın zamanda İstanbul Güreş İhtisas Kulübü Başkanlığı ve Güreş Federasyonu Başkanlığı da yaptı. Evli ve 6 çocuk babası olan Tantan'ın, 18 Nisan seçimlerinden önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı konusu gündeme geldi. Ancak daha sonra milletvekilliğine aday gösterildi ve Meclis girdi. DSP-MHP-ANAP'ın kurduğu 57. hükümette İçişleri Bakanlığı görevine getirildi.

Tantan, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde ANAP'tan ayrılarak Yurt Partisi'ni kurdu. Ancak Tantan'ın Genel Başkanlığını yaptığı Yurt Partisi, 2002 ve 2007 seçimlerinde başarılı olamadı.

Faili meçhuller çözülüyor

Tantan göreve başladığı andan itibaren özellikle Temmuz 1999'da, faili meçhul olayların dosyalarını, yeniden ele alarak İstihbarat, Terörle Mücadele, Asayiş ve Olay Yeri İnceleme birimlerinden oluşan özel bir ekiple, faili meçhul terör olaylarının aydınlatılması çalışmalarını başlattı.

1980-83 yılları arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bir Mali Polis Müdürü iken gerçekleştirdiği operasyonlarla kaçakçılara göz açtırmayan Tantan, Uğur Mumcu'nun da dikkatini çekti.

Yazılarında Tantan'dan övgüyle söz eden Mumcu, onu "dürüst, namuslu polis" diye nitelendirdi ve mafya ile mücadelesinde de "Bu namuslu polise ve arkadaşlarına Allah yardımcı olsun" diye yazdı. Tantan'ın "sağcıdır" diye görevden alınmasına da tepki gösterdi.

Mumcu'dan Tantan'a övgüler

Uğur Mumcu'nun, "daha genç bir polisken" Sadettin Tantan'dan övgüyle söz ettiği yazılarından bazı bölümler şöyle:

ÜÇ ADAM (Cumhuriyet 22 Temmuz 1983)
"Dr. Martella, Sofya'da Bekir Çelenk'in sorgusunu yaptı; böylece Ağca soruşturmasında bir adım daha atılmış oldu. Yakında dava açılacak, hepimiz kanıtları birlikte göreceğiz. Şimdi Çelenk, Türkiye'ye dönmek için can atıyor. Oysa başına bu kadar iş gelmeden de Türkiye'ye dönebilirdi. Üstelik sıkıyönetim yetkililerince `yurda dön çağrıları' ile aranmaktaydı. O günlerde Avrupa'nın çeşitli kentlerinde gece kulüplerinde keyif çatan Çelenk'in vatan özlemi nedense İtalya'daki kaçakçılık soruşturmalarından sonra depreşmeye başladı.

Öyle ya; daha önce arandığını duyar duymaz Londra'da bir uçağa atlar, Yeşilköy'e gelir teslim olurdu. Yurda dönmek isteyene engel olan mı vardı? Çelenk o günlerde Londra'daki Türk yetkililerine `Sadettin Tantan, görevinden ayrılsın, ondan sonra döner teslim olurum' dememiş miydi? Çelenk, dürüstlüğü ile tanınan İstanbul mali müdüründen niçin bu kadar çekiniyordu? Bir endişesi, bir korkusu mu vardı?"

ESKİ ÖLÇÜTLER (Cumhuriyet 5 Ocak 1981)
"İşte örnek; yıllardır İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde demir atan ve Ankara'da uyuşturucu madde ile yakalanan Zahid Avcıbaşıoğlu adındaki Mercedes arabalı güvenlik görevlisi. Avcıbaşıoğlu gibilerine yıllarca kimse dokunamamış ama İstanbul'da yeraltı dünyasına göz açtırmayan Sadettin Tantan, `sağcıdır' diye bir çırpıda görevinden alınmıştı.

Sadettin Tantanlara `sağcıdır', Okan Ünallara `solcudur' diye oluşturulan önyargılar bu iki güvenlik görevlisinin yıllarca devlete yararlı olacakları alanların uzağında tutmuştur ve bunlar gibi kim bilir kaç güvenlik görevlisi. Sadettin Tantanlara `sağcı', Okan Ünallara `solcu' diyerek ne kazandık? Devlet ne kazandı ve ne kazanacak?"

GEÇMİŞE BAKINCA (Cumhuriyet 22 Aralık 1980)
"Bir zamanlar İstanbul'da yeraltı dünyasına göz açtırmayan Sadettin Tantan, geçmiş dönemlerde niçin apar topar görevinden alınıp başka yerlere sürgün edilmişti. Bunun yanıtı çok basittir. Türkiye'de siyasal etkinliği en yoğun olan grupların başında `karaparacılar' dediğimiz, yeraltı dünyası gelir."

HUKUK AÇISINDAN (Cumhuriyet 11 Temmuz 1983)
"Çukurova şirketinin Caterpillar marka kaçak yedek parçalarının saklandığı "Morsu" şirketinin ortaklarından Vedat Moreno kayıplara karışmış. Bu Moreno kardeşler, 1967 yılında basına "porselen yolsuzluğu" adıyla yansıyan bir başka yolsuzluğa daha karışmışlardı. Antalya'da yapılan bir lüks otele 49 vagon porselen yollanmış, bunlara gümrükte el konmuştu.

Bu 49 vagon yükü porselenin 1969 yılında gümrüklerden çekilmesi için araya kimler girmemişti, kimler... Morenolar'ın, Şellefyanlar'ın siyasal çevrelerine şöyle bir bakalım. Evet, bakalım neler çıkacak. İstanbul Mali Polis Şefi Sadettin Tantan, bütün bunları birer birer çıkartıyor. Ne diyelim? Bu namuslu polise ve arkadaşlarına Allah yardımcı olsun."